|
Her şey, 6 Ağustos 1945'te mavi göğün altında aydınlık bir yaz sabahında olup bitti. Adına her nedense "Soğuk Savaş" denilen, sosyalizmi durdurma savaşını başlatacak ilk nükleer bomba, B -29 tipi bir ABD bombardıman uçağıyla Hiroşima kentinde bir hastanenin üzerinde patlatıldı. Saat 8.15'ti. Bomba, 15 bin tonluk TNT'nin patlayıcı gücüne eşdeğerdi ve "Küçük Oğlan"(Little Boy) adını taşıyordu. Üç gün sonra "Şişman Adam" (Fat Man) Nagazaki'ye atıldı. Bu bombanın patlama gücü, 21 bin tonluk TNT'ye eşitti. Aralık 1945 tarihinde resmi kaynaklar ölenlerin 140 bin kişi olduğunu söylediler. Nagazaki'de ölenlerin sayısı ise 70 ila 100 bin arasındaydı. Hiroşima ve Nagazaki'de sonraki 5 yıl içinde, bombanın ısı ışık ve radyasyon etkisine maruz kalarak ölenlerin sayısı 350 bine ulaştı. Radyasyonla kirlenen toprağın suyun havanın yol açtıklarını ise yıllar sonra Çernobil deneyimi ile öğrendik. Hayatta kalanlara Japonya'da "ışın yiyen" anlamına gelen "Hibakusha" dendi. Sayıları 400 bin civarındaydı. Hibakusha&'lar ve çocukları, ülkede yıllarca insanlar tarafından dışlandı. Bir korku simgesi gibi yaşayıp öldüler. Hemen değil, ağır ağır...
Yıllarca felakete uğrayanların hikâyeleri anlatıldı sonra; yanıp kavrulanlar, "su su su" diye can verenler, kaldırım üstlerine negatif bir resim gibi geriye sadece gölgesi kalanlar, kara yağmurlara tutulanlar...Nazım Hikmet onlar için yazdı o güzelim şiirleri. Japon Balıkçısında;
bu gemi bir kara tabut,
bu deniz bir ölü deniz,
insanlar ey nerdesiniz,
nerdesiniz ey insanlar
diye haykırdı. Kapıları çalıp çocuklar öldürülmesin diyen küçük kız çocuğunun sesi oldu:
"Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.
Çalıyorum kapınızı
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler."
"Bulutlar Adam Öldürmesin", "Radyoaktiviteli Yağmurlar Üstüne", "Bir Kız Vardı Japonya'da" adlı şiirleriyle onları anlattı.
"İşler atom reaktörleri, işler
yapma aylar geçer güneş
doğarken
ve güneş doğarken ölür bir
çocuk
bir Japon çocuğu
Hiroşima'da
on iki yaşında ve numaralı
ve ne boğmacadan ne menenjitten
ölür bin dokuz yüz elli sekizde
ölür bir Japoncuk
Hiroşima'da
dokuz yüz kırk beşte doğduğu için"
diye yazdı Nazım Hikmet. Şiirin adı "Umut"tu. Şiir, radyasyon etkisine maruz kaldığı için ölen bir Japon çocuğundan söz ediyordu. İşte o Japoncuklardan biri olan Sasaki Sadoku, sırf Hiroşima'da doğduğu için radyasyon nedeniyle lösemi oldu. Henüz 11 yaşındaydı. Bir Japon inancına göre 1000 tane kâğıt turna (origami) yapanın dilekleri kabul olurmuş. Yaşamak istiyordu küçük Sadoku. İyileşmek için turnalar yapmaya başladı o da. 644 turna yapabildi sadece, sonra öldü. Sasaki Saduku'nun turnalarını arkadaşları tamamladı. Tüm dünya çocukları da katıldı onlara. Bin Turnacık Derneği kuruldu, çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler diye.
3 Haziran 1963'te, "Radyoaktiviteli Yağmurlar Üstüne" şiirini yazdıktan 39 gün sonra öldü Nazım Hikmet. Japon çocukları ölümünden yirmi gün sonra Nazım Hikmet'e bir mektup ve bir armağan gönderdiler Vera Tulyokuva Hikmet'e. 23 Haziran tarihini taşıyan Japon çocuklarının Bin Turnacık Derneği'nin mektubunda şunlar yazılıydı:
"Nâzım Hikmet, Artık sürekli bir rüyaya girdiniz ve artık bir daha kalemi elinize alamayacaksınız. Ve insanlara başka çağrılar gönderemeyeceksiniz. Daldığınız bu sonsuz rüya içindeyken de, biz Hiroşimalı genç kızların sizin şiirlerinizden ne büyük bir coşku duyduğumuzu öğrenmek isteyeceğinizi sanıyoruz. Barış Parkı'nda 'Ölen Kadının Çocuğu' heykeli dikiliyor. Bu heykelin adı 'Patlayan Atom Bombası Çocukları.' İşte bu heykelin yapılması, hazırlanması sırasında patlayan atom bombasının, yani Hiroşima'nın çocukları sizin şiirlerinizden esinlendiler. Atom bombasından hiçbir zarar görmediğiniz halde insanların yüreklerini parçalayan o şiirleri nasıl yazabildiniz! Evet, sizin yüreğinizde de, bizim yüreklerimizi parçalayan aynı duygular vardı. Çünkü siz de bizim gibi, atom ve hidrojen silahlarına karşı duyduğumuz kini duyuyordunuz. O kin ki, Hiroşima ve Nagazaki insanlarını hâlâ uyutmuyor. Ve çünkü siz barış istiyordunuz. Bugün, o patlamanın on sekizinci yılında radyoaktivite etkisiyle, suçsuz insanların ölümü hâlâ sürüyor, 'Ölmek istemiyoruz!' diye haykıran insanlar hâlâ ölüyorlar. Bunlar bir daha olmasın diye biz barış savaşını sürdürüyoruz. Sesimiz çıktıkça bağıracağız. Nazım Hikmet'in düşünceleri ve çabaları boşa gitmesin diye, çağrımızı ve eylemimizi sürdüreceğiz. Hiroşima'nın, Nagazaki'nin, Yansu'nun kurbanlarının acıları unutulmasın diye çağırıyoruz, bağırıyoruz ve her türlü eylem ve davranışta bulunuyoruz. Hiroşimalı çocuklar size saygıyla, sevgiyle ve teşekkürle bin turna gönderiyorlar. Bu bin turna, sizin büyük coşkuyla istediğiniz barışın simgesidir. Nâzım Hikmet, bu armağanımızı lütfen kabul edin. Bu armağanı size, akrabalarınıza ve arkadaşlarınıza yolluyoruz."
...
|